Bir sözleşmenin taraflarından biri üzerine düşen edimi hiç veya gereği gibi yerine getirmediğinde, diğer taraf hangi haklara sahip olur? Bu yazıda, Türk Borçlar Kanunu (TBK) çerçevesinde sözleşmeye aykırılığın sonuçlarını ve alacaklının başvurabileceği yolları ele alıyoruz.
Sözleşmeye Aykırılık Ne Zaman Söz Konusu Olur?
TBK'nın 112. maddesi uyarınca, borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür. Bu düzenleme, kusur karinesini borçlu aleyhine çevirir — yani alacaklının borçlunun kusurunu ispatlaması değil, borçlunun kusursuzluğunu ispatlaması gerekir. Bu genel kural, hemen hemen her tür sözleşme ilişkisinde (satış, hizmet, kira, eser sözleşmesi vb.) uygulama alanı bulur.
Borçlunun Temerrüde Düşmesi İçin Hangi Şartlar Gerekir?
TBK m.117 uyarınca, muaccel (ifa zamanı gelmiş) bir borcun borçlusu, kural olarak alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Borcun ifa edileceği gün taraflarca birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmuşsa, ayrıca ihtara gerek kalmaksızın bu günün geçmesiyle borçlu temerrüde düşmüş olur. Temerrüdün gerçekten oluşup oluşmadığı, sonraki aşamada hangi hakların kullanılabileceğini doğrudan etkiler.
Alacaklının Seçimlik Hakları Nelerdir?
TBK m.125 uyarınca, temerrüde düşen borçlu verilen süre içinde borcunu ifa etmemişse (veya süre verilmesini gerektirmeyen bir durum varsa), alacaklının üç seçimlik hakkı bulunur: (1) borcun aynen ifasını ve gecikme sebebiyle tazminat isteme, (2) ifadan ve gecikme tazminatından vazgeçtiğini bildirerek borcun ifa edilmemesinden doğan zararın (müspet zarar) giderilmesini isteme, veya (3) sözleşmeden dönme. Sözleşmeden dönme halinde taraflar karşılıklı ifa yükümlülüğünden kurtulur ve daha önce ifa ettiklerini geri isteyebilir; borçlu temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat edemezse, alacaklı ayrıca sözleşmenin hükümsüz kalması sebebiyle uğradığı zararın (menfi zarar) giderilmesini de talep edebilir.
Sürekli Edimli Sözleşmelerde Fesih Hakkı
TBK m.126 uyarınca, ifasına başlanmış sürekli edimli sözleşmelerde (örneğin kira, hizmet, abonelik sözleşmeleri) borçlunun temerrüdü halinde alacaklı, ifa ve gecikme tazminatı isteyebileceği gibi, sözleşmeyi feshederek sözleşmenin süresinden önce sona ermesi nedeniyle uğradığı zararın giderilmesini de isteyebilir. Bu düzenleme, tek seferlik edimlerden farklı olarak, süregelen bir ilişkinin makul bir şekilde sonlandırılmasına imkân tanır.
Sık Sorulan Sorular
Sözleşmeye aykırılıkta ispat yükü kime aittir?
TBK m.112 uyarınca borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu,
kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe
alacaklının zararını gidermekle yükümlüdür; yani kusursuzluğunu
ispat yükü borçluya aittir.
Alacaklı hem tazminat hem de sözleşmeden dönme talep
edebilir mi?
Hayır, bunlar seçimlik haklardır. Alacaklı ya aynen ifa ile birlikte
gecikme tazminatı ister ya da ifadan vazgeçip zararının
giderilmesini talep eder ya da sözleşmeden döner; sözleşmeden dönme
halinde borçlu kusursuzluğunu ispat edemezse ayrıca menfi zararın
giderilmesi de istenebilir.
Süreli sözleşmelerde erken fesih her zaman mümkün müdür?
Sürekli edimli sözleşmelerde borçlunun temerrüdü halinde alacaklı,
ifa ve gecikme tazminatı isteyebileceği gibi sözleşmeyi feshederek
erken sona erme nedeniyle uğradığı zararın giderilmesini de
isteyebilir; ancak fesih hakkının kullanılabilmesi için borçlunun
gerçekten temerrüde düşmüş olması gerekir.
Sözleşmenin hazırlanması, uygulanması ve ihlal halinde izlenecek yol her somut olayda farklılık gösterebileceğinden, sözleşme süreçlerinizde Kayseri Sözleşmeler Hukuku Avukatı olarak mutlaka alanında uzman bir avukatla çalışmalısınız.
Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır, somut olaylar için mutlaka bir avukata danışılmalıdır.